en çok ona sarılınır, en son onun kokusu burnumuzda kalsın diyedir. diğerleriyle hızlı hızlı vedalaşırken, en sona bıraktığın kişiye sıra gelince zaman dursun istersin.
en sona bırakırım ama doya doya vedalaşmaya zamanım yetmez. sonra da onu en sona bıraktım, uzun uzun sarılamadım diye hem aklım kalır hem de kendisini ikinci plana attığımı düşünmesinden korkarım.
daha uzun sarılmak için yaptığımız eylemdir. ve en son burnumuzda kalan kokunun onun kokusu olmasını istediğimiz için de olabilir. Bu bazen en yakın dosttur, bazen anne, bazen baba, bazense sevgili
en çok sevdiğine en son sarılınca, en çok aklında kalan veda da yine bu olacaktır. ayrılırken de bir miktar yürek burkacaktır.
Vedalaşmalarda bircok kişi olduğundan az az sarılıp gecilir. En son en çok sevdiğin kişi bırakılır ki daha cok sarilasin.
en çok canını acıtan vedadır, en anlamlı ve en unutmak istemediğin veda. ben genelde en son elimde büyüyen yiyenimle vedalaşırım, onun kokusu kalsın isterim burnumda. onun elleri kalsın ellerimde isterim,tekrar tekrar koklar , o bıkana kadar bir daha sarılırım benim için candır çünkü o canımdan ötedir.
en son dokunuş, duyduğun en son koku, son öpücük ona ait olsun istersin. zaman geçtikçe anılar yavaş yavaş unutuluyor ama son bakış son dokunuş hep hafızada kalıyor
tıpkı şeye benzer hani yemek yerken en güzel bulduğunu sona bırakırsın ya onun tadı kalsın diye damağında. i̇şte bu da onun gibi. en sona onu bırakırsın çünkü diğerlerine sadece sarılırsın fakat ona yani en sevdiğine doyamazsın ve üstüne sinsin istersin. en son o değmiş olsun istersin . onun vedası ı üstünden atamazsın bir daha. çünkü en son o temas etmiştir sana.
en çok can acıtan şey daha 1 dk daha fazla olsun diye sona bırakıyoruz bence keşke kimse vedalaşmak zorun da kalmasa