zaten notu kıt olan hocanın dersine köpek gibi çalışmış sınav çıkışıda bu kez şeytanın bacağını kırdım şeklinde gelen hisle mutlu mutlu okuldan ayrılmışımdır. gelen sınav sonucu vasatında vasatı. işte o zaman halil sezai'den isyan şarkısını patlatıyorum
param bittiğinde çok güzel bir elbise görmek, özellikle param olmadığı için o elbisenin hayatımda gördüğüm en güzel elbise olduğuna inanmak ve indirime girdiğini öğrenmek. hem indirime girdiği hem de çok güzel olduğu için bedeni tükenecek ve param olduğu zaman da zaten büyük beden dışında beden kalmayacağından alamayacağım. asıl isyan budur
aç kaldığım an. işin vardır, miden kazınıyodur, yemeğe ulaşman da vakit alacaktır. o an var ya isyanların büyüğünü yaşıyorum. zayıfım diye açlığa bu kadar tahammül edemeyişim şaşkınlıkla karşılanıyor.
bir yere yetişmeye çalışırken saatlerini kontrol ettiğin ve tam da kendini ona göre ayarladığın otobüsün sebepsizce geç gelmesi.
dışarı çıkamadığın, çıkmayı düşündüğünde de asla paranın yetmeyeceğini fark ettiğim anlardır. bir şey istediğimde onu alabilmek için aylarca para biriktirmem gerektiğini anladığım anlardır. kirayı, faturaları yani zorunlu ihtiyaçları giderdiğinde geriye hayatını kaliteli geçirebilecek kadar paranın kalmadığını anladığın ve o parayla yalnızca idare edebileceğimi anladığım anlardır. markete gittiğimde ancak yağ, un, soğan gibi olmazsa olmaz şeylere paramın ancak yettiğini anladığım, alacağım bir çikolatanın bile hesabını yaptığım anlardır. sokakta yaralı ya da hasta bir kedi gördüğümde veterinere götürecek paramın olmadığını anladığım anlardır. bir ev ve araba almak bir yana dursun hayatını ancak standart kalitede sürdürebileceğimi anladığım ve artık hiçbir şey yapabilecek gücümün ya da enerjimin kalmadığını anladığım anlardır. hiçbir şeye karşı artık tahammülümün kalmadığını ve hayallerimin daima erteleneceğini anladığım anlardır. isyan etmenin dahi bir şeye yaramayacağı anlardır.