kendimi nereye koysam dolduramadığım bir boşluk. 'yok yok burası değil, hayır orası da değil, öyle de değil, böyle de değil.' kendi kendimi yiyip bitiriyorum. kötü bir boşluk kalıyor sonra. çoğu zaman da kendiliğinden geçiyor.
bazen evime bile ait hissettim yorum kendimi sürekli uzaklara dalıp gidiyorum daha gencim hayatımı çok daha farklı yerlere getirebilme arzusu beni hiç bırakmıyor maalesef o yüzden hiç bir zaman olduğum yeri kabul edemiyorum ama artık bu duygum yok sanırım olduğum yeri beğenmek için elimden geleni yapmalıyım bu artık farkındayım
belki de ait olduğum yeri henüz bulmamışımdır diye teselli ediyorum kendimi.bir yere gitmektense yolda olma hissi beni mutlu eder.
bunu son üç yılda iliklerime kadar o kadar çok yaşadım ki. kaldığın hiç bir yere yerleşememek, ait hissedememek. birine değil bir yere ait olma duygusu. kendine ait dört duvar bir çatı istemek.
i̇nsan o kadar çok yoruluyor ki.. aile evi kardeşlerin evi hiç bi yerde tatmin olmuyor. hep fazlalıkmış yükmüş gibi hissetmek. yaşamak değil bu.
bu yılmışlık dünyadan, bu tükenmişlik ta ruha kadar.
benim evim benim odam diyememek, girdiğin her kapıdan çıkmak zorunda olduğunu bilmek..
yerleşememek, bi köşede valizinin hep hazır olması..
bedenen ve ruhen hep fazla olmak. küçücük bir cümleyle bile kalkıp gitmek istemek ama gidecek yerinin olmaması.
gençliğimin en güzel zamanlarını bu hislere kurban ettim. etmeye de devam ediyorum.
bunun sonu nereye gider bilmiyorum. ama iyi yerlere gitmeyeceği aşikar.
ait olamama duygusu aslında yersiz yurtsuz olmaktan kaynaklı.
kendine ait bir ortamının olmamasından..
kendi haline çekileceksin mesela ama öyle bir yer yok. aile evi güzel olanlar yine şanslı biraz.
örneğin köye döneceğim ben ve evin hali içler acısı. toprak eski evlerden. ve durumu baya kötü. ben nasıl ait hissedeyim ki odamın bile olmadığı yere?
ait hissetmek için bağlı olduğun biseyler daha doğrusu birileri olmali. ki bu da ailede mümkün olmalıdır en başta. ama herkes bu kadar şanslı değil
hiç bir yere ait olmadığımı yıllardır hissediyorum kendimi o yüzden de hiç bir şey yapmak istemiyorum sadece hayatta kalmak için başkasının işlerini yapıp duruyorum bunu son zamanlarda daha çok hissetmeye başladım hiç bir yere hiç kimseye ait olmadığımı ama öyle
31 yıldır hissettiğin ve hâlâ o yeri bulamadım birine mi aitim bir şehre mi aitim nereye ait olduğunu bilmeden ortada dolaşan biri olup çıktım
bu duygu zaman zaman beni de yokluyor. bu sadece ülke olarak bile değil, dünyaya aitlik kavramı falan da dahil. kendini ait hissedememe, kendini bile bazen benimseyememe.
sanırım köklenememekle alakalı bendeki bu durumda. kendimi hiç bir yere tam olarak ait hissedemiyorum. bu çocukken başladı, doğduğum memleketten tam da aklımın ermeye başladığı dönemlerde taşındık. tam biraz büyüdüm derken yine şahir değiştirdik. tam alıştım sandım bu kez yine uzak bir yere taşındık. evlendim evliğimi bitirince yeniden şehir değiştirdim. tam yaşadığım sehri çok sevdim artık burada köklenebilirim derken bir baktım o şehir kökleirme su vermedi ve yine taşındım. artık hiç bir yere ait değilim diyorum. hayat nereye sürüklerse orada bir süre mutlu mesut yaşayıp yeni maceraları bekliyorum.
üniversiteye başladıktan sonra yaşadığım durum. hiçbir yer benim evim değil. göçebe bir hayat sürüyorum resmen. evcil hayvan sahiplenmek istiyorum ancak nasıl şehirlerarası onu taşıyacağım? taşınırken ne yapacağım? gibi sorunlar yüzünden onu da yapamıyorum. eve erkek arkadaşım kum torbası almak istiyor ama seneye taşınırken nasıl götüreceğiz diyerek aldırmıyorum. büyük sıkıntı gerçekten.