pot kırmak, pot kırdığını bir kaç dakika sonra anlamak, karşındaki insanın o sırada yüz ifadesinin değişivermesi, tebrikler birini daha kendinden nefret ettirdin
önemsediğin bir işi, olayı eline yüzüne bulaştırmak. nasıl becerdin, nasıl bu hale getirmeyi başardın diye diye başının etini yersin, kendine nefret kusarsın.
toplu taşımada veya sokakta kısaca toplum içinde bir tartışmaya girdiğinde, girmek zorunda kaldığında ( biri bir laf etmiştir, bulaşmıştır vs.) tartışma sonrası kafamı kaldırdığımda, çevredeki insanlarla göz göze geldiğim an. inanın benim bir suçum yok diye bağırmak istiyorum. o bakışlar altında kınanıyorum gibi geliyor.
Yalnız kalmak. Bu his bitirir insanı. Anlasilmamak değil. Etrafta kimsenin olmaması. Sevdiklerinin gitmiş ya da ulaşamayacağın yerlerde olması bence.
elinden bir şey gelmemesidir. gelse her şeyi düzeltebilir değiştirebilirsin belki ama gelmediğinde sadece izleyici olarak kalırsın. ve konu ne olursa olsun elinden bir şey gelmediğinde mutlaka bir kaybı izlersin için parçalanarak. sanki kemiklerinin bir bir kırılması gibi etinden parça parça et koparılması gibidir.
dünyanın en kötü duygusu hayatta herşey den herkes den çok sevdiğin insanın yanında o insanın kalbini kıracak bir şey söylemek bir pot kırmak ve o anı geri alamamak. o andan sonra herşey değişiyor işte. karşında ki o insan senden soğuyor, sana karşı sevgisi azalıyor elinden kayıp gidiyor ama o anı geri alamıyorsun işte. ve yavaş yavaş bu durum seni bitiriyor.. malesef ki çok yaşadım bu durumu. elden bir şey gelmiyor. çok üzücü ve yıpratıcı bir durum iki taraf için de. bu yüzden atalarımız 2 düşün 1 söyle diye boşuna dememişler. insan ilişkileri resmen iğne ipliğine bağlı en ufak bir cümle de bir söz de hemen kopmaya meyilli artık ilişkiler. o yüzden karşında ki insanı kaybetmek istemiyorsan her adımını seçerek dikkatli bir şekil de atman gerekiyor.
Kesinlikle çaresizlik. Diğer duygular için bir çare bulabilirsin ama

hmmm
ın da dediği gibi sorunu düzeltmek için bir çare yoksa sadece izleyici olarak kalırsın. bu seni daha da kötü hissettirir. Göz göre göre bir şeylerin kötüye gitmesi ve müdahele edememek çok koyar insana. İnsanın içi içini yer aşırı derece de hem duruma sinir olur hem de kendi bir şey yapamadığı için kendine sinir olur.
Hayal kırıklığı. Bir insan hakkında o kadar çok şey bildiğini sanarsın ve o kişi yalnızca tek bir hareketiyle hepsini silip atar ya. Sen de aslında o kişiyi hiç tanımadığını anlamış olursun. O zaman oluşan hayal kırıklığı kadar içime batan bir şey olmamıştır. Ya da bir şeyi yapmayı çok çok istersin. O kadar çok inanırsın ki kendine. Eminsindir olacağından ama bir anda önüne öyle bir engel çıkar ki hiçbir şey gerçekleşeceği gibi gitmez elinde bir hiç kalır. Hayallerin darmadağın olur, umutların söner. Bu zaman da aşırı kötü oluyor insan, geri dönüşü olmayan değişimlere bile uğrayabiliyor.