büyük bir erdem ve herkesin harcı değil. aynı şekilde benim de. kötülük yapan, canımı yakan birini affedemem mesela. keşke yapabilseydim. birine kin ve öfke beslemenin çok daha zor olduğunu düşünüyorum. yine de insan zorlayabilmeli affetmek için, bu konuda terbiye edebilmeli.
yalnızca karşı taraf için değil insanın kendisini düşünerek de affetmeli. affettim yine konuşacağız, görüşeceğiz olmayabilir. artık hiç konuşmayacağın, hayatında olmayacak insanı bile affetmelisinki yoluna bakabilesin. yoksa aklın kalacak, unutamayacaksın, üzüleceksin, nefret besleyeceksin. nefret etmekten daha kolay bir iş inanın.
Affetmek kimi insan için çok zor kimi insan için de çok kolay bir eylemdir affetmek insana iyi gelir affetmek insanı rahatlatır affetmek erdemliktir.
Asla başaramadığım olgudur. Bir insan bir zamanlar benim canımı yaktıysa o insanı affetmem gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü sizin canınızı 1 kere yakmış kişi onu birdaha yapmayacağı hakkında bir güven vermez ve bu ihtimal varkende ben onu asla affedemem.
Affetmek karşı taraf için yapılmaz aslında, insanın kendisi için yaptığı tarifsiz bir iyilikitir. Affetmek hafifletir cidden. İstesen de öfke diye bir şey kalmaz artık. Sana ihanet edeni, kötülük yapanı affet ama uzak dur. Böylece kendine bir iyilik karşı tarafa da yaralı bir vicdan bırakmış olursun. Affetmek, hafiflemektir sana kötülük yapandan intikam almaktır. Boşuna dememişler, sana kötülük yapana sen iyilikle git, diye
affetmek; çook uzun zamanlardır dinlere ve hatta pek çok insana göre bir erdem olarak görülüyor. büyüklüğü, kalp temizliğini gösterdiği söyleniyor. kimisi ancak unuttuğu zaman affedebildiğini, kimisi de affedebildiği zaman unutabileceğini söylüyor.. kimisi ikinci bir şans olarak görüyor, kimisi hayatına sıfırdan başlayabilmek için çıkış yolu olarak görüyor. diğer tarafsa affettiği zaman kaybettiğini, gururundan, kendinden, benliğinden eksilttiğini düşünüyor. yalnız kalmaktan korkanların, kafa tutacak kadar cesareti olmayanların affettiğini savunuyor. çatışma halinde olan bu iki tarafın karşısına bir de affedenlere kızanlar ve affetmeyenleri kincilikle suçlayanlar çıkıyor.

bu konuda en ve tek katıldığım görüş toplumsal psikiyatri üzerinde çalışmış prof. dr. doğan şahin’in görüşü. bu konu üzerinde düşünüp çıkış yolu bulamayınca kimseyle tartışmadan, kimseye danışmadan ve hiç de araştırmadan bir köşeye atmıştım. tesadüfen denk geldiğim bir makale hayatımı kurtardı. doğan şahin’e göre popüler psikoloji bize affetmenin ruh sağlığımız için yararlı olduğunu vaaz eder. bize ne vaaz edilir, ne önerilirse önerilsin, ruhsal yapımızda çeşitli etkenler arasında aralıksız devam eden dinamik etkileşimler ve çatışmalar sonunda, en ekonomik olan ne ise o gerçekleşir. hangi davranış daha az anksiyete yaratacaksa o olur. dışarıdan bakan bir gözlemciye, saçma, yararsız hatta eylemi yapan için zararlı gibi görünen bir olay, aslında kişinin kendi ruhsal gerçekliği içinde değerlendirildiğinde son derece mantıklı, hatta yararlıdır.

o yüzden gününün gülümseyerek geçmesini, mutlu uyumanı, mutlu uyanmanı, kendini ve çevreni sevmeni ne sağlayacaksa -bu içindeki nefreti her zaman canlı tutmak anlamına gelse de- bırakın o olsun. affetmek sizi güçsüz kılacaksa affetmeyin, affedince özgürleşecekseniz başka hiçbir şeyi düşünmeyin.
amaaaaaaaan salın ipini gitsin. bu ister sevgili olsun ister dost kim olursa olsun. af noktasına gelecek kadar bile hayatınızda yeri olmasın. affetmek bir lütuf ona layık görmeyin unutun silin. sıfır sıkıntı stres
affetmek kendi omuzlarınızdaki yükü kaldırmaktır. affettikten sonra boş verirsiniz. ama yaptıklarını asla unutmayın ve kendini değiştirmiyorsa eskisi gibi olmayın ve bağınızı kesmeye çalışın.
kişinin kendisi için yapacağı en büyük iyiliktir.
çünkü affettiğiniz insan (her şeyin affedilebileceğini savunmuyorum) kalbinizde biir nefret de olsa duygu taşımaz artık. ona baktığınızda yaptığı şeyi görüp sinirlenmez, sadece acır ve işinize dönersiniz. çünkü artık o kişi size karşı bir hata yapmış küçücük bir yaşam formudur gözünüzde.
ben bunu çoğu insanı affetsem de onlara eskisi gibi yaklaşamadığımda, hatta onlar tekrar tekrar bir hata yapmışlarsa "hiç beklemezdim" diyemediğimde anlamıştım. 2. kez yapılan şeye de hata denmez, yapan da affedilmez, en önemlisi onları çevremden uzaklaştırınca hayatımdan hiçbir şey eksilmedi. gerçekten büyük bir nimet..
dibi tutan tenceredeki yanık lekesi ya da musluğun içinde biriken kireç neyse, kalbimizdeki kırgınlıklar da o aslında. musluktaki tortunun zamanla artması, katılaşması, ağırlaşması sistemi bozuyor ve suyun akmasına engel oluyor ya hani? i̇nsanın unutamadığı olaylar ve affedemediği kişiler de aynı etkiyi veriyor.
bu yüzden ruhsal sadeleşme sürecinde affetmeni̇n üzerinde çok durmalıyız. affetmeyi, karşı tarafa tanınan bir ayrıcalıktan öte, kendimize yaptığımız en büyük iyilik olarak görmeliyiz. hepimizin kalbinde irili ufaklı yaralar var. yorgunuz, üzgünüz, belki biraz da küskün… eğer her yeni güne bu acıları anımsayarak uyanır, geçmişten gelen olumsuz hislere saplanıp kalırsak hiçbir zaman mutlu olamayız. ama affetmeyi denersek, musluktaki kireci temizleyip suyun yeniden akmasına vesile olabiliriz. bunu karşımızdaki insan için değil, kendimiz için yapmalıyız.