GDO'lu ürünlerden elde edilen malzemelerle yapılmış gıdaları ve gıda ürünlerini yemeniz çok muhtemeldir. Çünkü GDO’suz ürün bulmak artık neredeyse imkansızdır. İstemesek de hayatımızın bir parçası haline geldiler.Birçok GDO ürünü mısır nişastası, mısır şurubu, mısır yağı, soya fasulyesi yağı, kanola yağı veya toz şeker gibi Amerikalıların yediği malzemeleri yapmak için kullanılır. Patates, yaz kabağı, elma ve papaya dahil olmak üzere GDO çeşitlerinde birkaç taze meyve ve sebze mevcuttur. GDO'lar yediğimiz yiyeceklerin çoğunda olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri'nde yetiştirilen GDO'lu ürünlerin çoğu hayvan yemi olarak kullanılmaktadır.
Klasik Kek (Yumuşacık) Tarifi İçin Malzemeler
3 adet yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
2,5 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
2 yemek kaşığı kakao

Klasik Kek (Yumuşacık) Tarifi Yapılışı
Öncelikle yumurta ve şekeri 10 dk çırpalım.
Sıvıyağ süt ekleyip karıştıralım.
Unu ekleyelim.
Kabartma tozu ve vanilyayı ekleyelim.
Kek harcını ikiye ayıralım.
Bir kısmına kakao ekleyelim.
Yağlanmış kek kalıbına sıra sıra harçları dökelim.
180 derecede 30 dk pişirelim.
Kadın basit bir pantolonu bile top model edasıyla taşıyor. Acayip bir karizması var. Vücudunu iyi tanıyor ve gülen yüzünü hiç esirgemiyor. Kısacasıkadını seviyorum sözlük!
ay ben onun bad guy şarkısına bayılıyorum. bir de therefore i am. ikisi de baya eglenceli sarkilar
söz ve bestesi zeki güner'e, aranjesi sonay yağız'a ait, yonca lodi'nin eylül* ayında çıkacak "milat" albümünün habercisi olan yeni parçası. sözleri şu şekilde:

böyle bir acıya,yürek nasıl dayanır
nasıl alışır bilmem
biliyorum senin de,aklın hep bende
nasıl dersin gelmem
kırıldın mı çok,yoruldun mu yoksa
nedir esaslı neden?
yarım kalamaz inan,bu aşk böyle
yakalar kalbinden
emin misin bu kadar kendinden
ne zaman çıktın aşkın emrinden
gurur mu onur mu, söyle bizi vurur mu?
biz böyle severken düştüysek kalkarız, daha ölmedik ya
büyük yeminlerden vazgeçip dönmedik ya
benim bir günüm geçmez ki seni görmeden
birtanem, bırakma kendini al kalbini gel hemen
ne zaman çiktin aşkin emrinden
gurur mu onur mu, söyle bizi vurur mu?
biz böyle severken

düştüysek kalkarız, daha ölmedik ya
büyük yeminlerden vazgeçip dönmedik ya
benim bir günüm geçmez ki seni görmeden
birtanem, birakma kendini al kalbini gel hemen
best of list
*kitaplarımsız ıı ııı 🤓
*güneş kremimsiz düşünemiyorum🌞
*bebeğim şampuanım 🧖‍♀️
*diş fırça setim😬
*telefon şart çekim nasıl yaparım onsuz🙈
.
.
.

daha çok çok şey var ya 🤷‍♀️
arkadaşlar sürekli stresten bahsedip duruyoruz. peki stres tam olarak nedir? hayatımızın her alanında mevcut olan bu durumdan bahsetmek istiyorum biraz.
stresin yapısı oldukça karmaşıktır. öyle ki aslında araştırmacılar stres için tek bir tanım üzerinde anlaşamazlar. sonuç olarak stres için en az sekiz farklı tanımlama mevcuttur.
ilk stres araştırmacısı hans selye’ye göre, stres aslında belli tehdit edici çevresel durumlara bir fizyolojik tepkidir. selye’nin bakış açısından, çalışan stresi basitçe iş ortamındaki olayların neden olduğu strese işaret eder. psikolog john french ve çalışma arkadaşları çalışan stresinin kişinin beceri ve yetenekleri ile iş ve iş yerinin talepleri arasındaki uyum yokluğundan kaynaklandığını belirtmektedir. diğer bir ifade ile, belli bir iş için yetersiz olan çalışan büyük miktarda stres hissetmektedir. örneğin, sadece işin gerektirdiği çeşitli bilgisayar ağ sistemlerinin ayrıntılı bilgisini öğrenmek amacıyla, bilgisayar sistemleri ile ilgili az deneyimi olan bir çalışanın iletişim uzmanı olarak işe başvurduğu ve işe alındığını hayal ediniz. richard lazarus ‘etkileşimsel’ çalışan stresi görüşlerinde, tehdidi yönetmede nasıl başarılı olacağı algısını hesaba katarak stresin çalışanın belli bir çevresel olayı bir tehdit ya da zorluk olarak algılamasından kaynaklandığını görmüştür. richard lazarus’un bakış açısından aynı olayı çok farklı yorumlayabiliriz. – ben olayı stresli bulan-bilirim, siz olayı tamamen zararsız olarak görebilirsiniz. amaçlarımız doğrultusunda çalışan stresinin bir tanımına ulaşmak için, bu üç farklı stres yaklaşımlarının ortak özelliklerinin neler olduklarına bakmamız gerekir. üç yaklaşımın hepsi çalışan stresini kişi ve bazı çevresel olay ya da stresörler arasındaki bir etkileşim olarak görmektedir. bunun yanında, tüm tanımlar stresli olaya karşı bazı önemli tepkiler olduğunu vurgulamaktadır. bu tepkiler tabiatı gereği fizyolojik ya da psikolojik ya da her ikisi birden olabilir. bu yüzden, çalışan stresini tehdit edici ya da yıpratıcı olarak algılanan bir olaya, fizyolojik ve psikolojik tepkiler olarak tanımlayacağız.
genellikle stresi hoş olmayan bir durum olarak düşünsek de stres hem olumlu hem de olumsuz yönlere sahip olabilir. örneğin, büyük bir işletme için uzun yıllardır müdür yardımcısı olarak çalıştığınızı ve bir süredir elde etmeye çalıştığınız pozisyon olan bölüm müdürlüğüne bir terfi aldığınızı yeni öğrendiğinizi hayal edin. yeni konumunuz ile beraber stres hissi gelir. bunlardan bazıları ek bir ücret almadan çok fazla mesai yapmak zorunda olmaktan, çalışma arkadaşları ve yöneticilere düzenli aralıklarla resmi sunumlar yapmak zorunda olmaktan ve bölümde olan problemler için eleştiri alma sorumluluğunu üstlenmekten kaynaklanan stresler gibi olumsuzdur. diğer taraftan; başarma, beklenti, guru ve mücadele hisleri dahil, terfi ile ilişkili olan bir çok olumlu tepkiler de vardır. olumsuz yönler gibi, bu olumlu tepkiler de vücutta psikolojik ve fizyolojik tepkilere neden olur.
Parmak uçlarına kadar öptüğüm birinin başkasıyla olabilme ihtimalini dinledim bugün.
Bu kaçıncı yenilgim bilmiyorum. Yaslandığım dağ meğerse bir başkasının evi olacakmış. Oysa ben tüm kalbimle gelmiştim..
üniversite mezunu olup asgari ücrete bile tekabül etmeyen küçük bir miktar ile çalışıp akabinde işsiz kaldığım dönemlerimdeyim.
devlet hastanesinde burun ameliyatı olan var mı acaba?
bir çocuk gelişimci çocuğun gelişim dönemlerini bilirse gelişimsel tarama, değerlendirme ve gelişimsel tanımlama ile tipik, atipik ve riskli gelişim gösteren çocuklara gelişimsel gereksinimlerinin doğrultusunda çocuk ve aile için müdahale, destek ya da eğitim planı hazırlayıp uygulanması ve değerlendirmesini formal ve informal olarak kolaylıkla yapabiliriz.
Gerekli malzemeler 1 paket krema, sarımsak, fesleğen, bir paket mantar ve arzu ettiğiniz bir paket makarna. Makarnalarımızı haşladıktan sonra bir tavada mantarlarımızı sote ediyoruz. Daha sonra üzerine az bir miktarda sarımsak ve krema ile birlikte baharatlarımızı ekliyoruz. Haşladığımız makarnayı da sosun üzerine koyup karıştırıyoruz ve afiyet olsun.
öncelikle en çok sorulan sorulardan başlamaktan istiyorum.
1 acıyor mu?
2 fiyatlar nasıl?
3 takıldıktan sonra dişler nasıl fırçalanıyor?
4 yemek yerken zorlanılıyor mu?
bu gibi merak edilen çok şey var.
diş teli taktırmak istediğiniz zaman ilk muayene de doktor sizden tedavinin nasıl yapılacağı hakkında bilgi verir ve dişlerin sağlamlığını duruşunu görmek adını bir röntgen filmi ister.
götürdüğünüz röntgen filmine doktor bakar ve önce üst tellerinizi gerek gördüyse bir kaç hafta sonra alt tellerinizi takar.
tel takma aşaması asla acı vermez 45 dakika 1 saat sürebilir. takılma esnasında acı hissetmesiniz sadece ağzınıza sokulan metal aparatlardan dolayı biraz zorluk çekebilirsiniz ama dis telleri dislerinize yerlesince hic sorun olmaz.
takıldıktan sonra belli bir dönem hiç bir şeyi eskisi gibi çiğneyemezsiniz sert seyleri tedavi bitene kadar hayatınızdan çıkarmanız gerekir ama belli süre sonra artik sizin teller bir parçanız olur rahatlıkla yiyeceklerini yiyebilirsiniz. sert ve asitli içecekler hariç onlar yasak tedavi boyunca.
fiyatlar genel olarak dişin yapısına ve tedaviye göre değişebilir en düşük 6000 7000 tl den başlar.
dişleri fırçalarken her yerine dikkat edio hiç bir yerde yiyecek kalmayacak şekilde fircalamaniz gerekir ortodontistler her yemekten sonra fırçalayın der. çünkü diş telinde kalan artıklar dişlerin çürümesine yol açar.
sağlıklı gülüşler

Analitik düşünme bir problemi çözmek amacıyla bilgileri ayrıştırıp problemin en alt faktörlerine inerek sonuca ulaşma olarak tanımlanan sistematik bir düşünme biçimidir.
Canan Karatay'ın söylediği linçlendiği o meşhur konu.
eskilerimiz benim ailem en azından "ekmek çok yeme beynin küçülür" derdi. b12 vitamini eksikliğinin unutkanlığa sebep olduğunu düşünürsek yediğimiz şeyler düşünce yapımızı değiştiriyor ve bu durumda da yediğimiz şeye dönüşüyoruz.
Kitapçılara gidip rafları karıştırıp yeni kitaplar keşfetmek o kadar zevklidir ki, derdi tasayı unutturur. Favori aktivitelerimdendir. Bir yandan yüzlerce kitabı görmenin mutluluğu bir yandan bu kadar kitap varken çok az kitap okuyorum düşüncesi esir alır seni. Ama olsun, yine de çok güzeldir. Kitaplara dokunmak, incelemek keyiflidir.
başkalarının acısıyla, mutsuzluğuyla kendilerine mutluluk payı çıkarmayı huy edinen insanlar.
malesef benim de böyle. bazı zamanlar çok yorgun olduğum için pc den kalkıp direkt yatıyorum ve sabah aynı manzara. artık ölücek bile olsam fırçalıyorum. napayım
Ben her site gibi burası içinde çok özeniyorum,sıkıldıkça değiştiriyorum. Siz de öyle misiniz?
teodor kasap (1835 - 1905)

kayseri rumlarından olan teodor kasap, kuruçeşme rum okulu'nda öğrenim gördü. bir fransız subayın yardımıyla 1856'da fransa'ya gitti. orada, paris'te öğrenim gördü. istanbul'a döndüğünde gazeteciliğe başladı.

1870'te osmanlı'nın ilk mizah dergisi diyojen'i çıkarmasının yanısıra çıngıraklı tatar, kudunatos, hayal ve momos gibi dergilerin ve istikbal adlı günlük siyasi gazetenin de yayıncısıydı. ii. abdülhamid sansürüyle bu yayınların bir kısmı kapatıldı, kendi de hapis cezasına çarptırıldı.

kaçtığı italya'dan affedilerek döndü ve yıldız sarayı kütüphanesinde, 1905'te ölümüne kadar çalıştı. ahmet vefik paşa gibi moliere uyarlamaları yapan kasap'ın, paris'te okuduğu sırada alexandre dumas'a asistanlık yaptığı söylenir.
Ben artik ulkemde multeci istemiyorum bunlaei besleye besleye biz fakirlestik, duzgun insan sa degiller her turlu pislik bunlardan geliyor. Simdi akin akin afkan geliyor daha suruyelilerle bas edememisken, afkanlar cok pilsik insanlar. Ülkeye giris yapar yapmaz baslamislar bile sapkinliklarina, 2 kiz bir erkegi taciz etmisler oglana da tecavuz etmisler. Kendi ülkemizde yolda yuruyemez hale gelecez, ben boyle olsun istemiyorum. Neden sadece afkan erkekleri geliyor, neden kadin yok. Bunlarin kadinlari yok bizim kizlara, bizlere sapkinlik yapacaklar yapiyorlar. Istanbulda gurup haline icip icip yoldan gecenlere asiliyorlarmis, allah sonumuzu hayır etsin ama her seyi de allahtan beklememek lazim.
mitsuha ve taki arasında geçen hikaye, hayallerindeki yaşamı ruh değişikliği sayesinde birbirlerinin yerine geçerek elde eden iki genci anlatıyor. romantikliğinin yanında beyin yakan bi fantastik yönü de var. zaman yolculuğu.. paralel evrenler.. 3 kere izledim çözümleyebilmek için. anime sevmeyen biri olarak söylüyorum baya iyiydi, görsel açıdan da başarılıydı. 9/10 verilir. 1 puanı o salak müziklerinden kırdım.
Bu gece sana son yazışım belki bu mesajdan sonra benden nefret edersin ama hislerim sana karşı çok farklı be benim ben sana sevgi ve merhametle geldim sen ise bana hiç merhametle gelmedin simdi sana ne yazayim bilmiyorum ama yaptığın şeyler omuzlarıma cok ağır geliyor benim sadece vücudum buyuk kalbim ve icim çok küçük kaldıramıyor o küçük kalple seni cocuk gibi sevdim sende beni seviyorsun yani oyle diyorsun ama seven yanlis yapmaz ben yanlis yapmamak için elimden geleni yaparken sen yanlis yaptin o kadar seni özlemiştim ki o gece ben seni o kadar ozlerken sen ise başkasının tenine dokundun onu öptün ona sarıldın bense hayalinle uyudum seven bunu yapmaz seven sevdigi ile mutlu olur onunla zaman geçirmek ister sen ise tam tersini yaptin zamaninda sesini duymak için canını vereceğin kisi seninken sen onun bi yabancı olarak kalmasını istedin hadi bakalım iste yabancıyım bu saatten sonra bu sana son yazım bi daha dönmeyecem buraya dönüşüm olursa da yazdıklarımı okumak için
Müge Anlı'da 8 Nisan 2021 Perşembe. 88 yaşındaki Fadime Aslan'ın vahşice eziyete uğraması bugünkü başlığımız. Sizce Fadime Arslan'ı gelini ve kendisiyle aynı adı taşıyan Fadime Arslan mı öldürdü? Yoksa gelinin gelini olan Fidan Arslan mı? Yoksa kadın doğal bir şekilde mi öldü?

    her ikiside bu cinayette parmakları var. biri çekiyor biri dövüyor hiç mi vicdanları sızlamadı bir gün onlarda öyle durumda olacaklar bunu bilemeyiz ki. allah kimseye muhtaç etmesin. yaşlanmak çok zor.
Haftada en az bir kez yüzünüze ve vücudunuza maske uygulamalısınız. En sevdiğiniz şarkıyı açın, bacaklarınızı rahatça uzatın ve maskenin etkisini göstermesini bekleyin. Nem yoğunluklu maskeler ve ya kollojenli onarıcı maskeler bu konudaki en iyileri. Pişmemiş bir adet patatesi soyun ve küçük küçük doğrayarak bir çatalla ezin. Elde ettiğiniz yoğunluğu yüzünüzün her tarafına sürün ve 20 dakika bekletin. Daha sonra ılık suyla yıkayın. Bu uygulamayı haftada bir ya da iki kez yapıyorsanız ancak etkili olur. Göz altındaki torbalanmalar için oldukça rahatlatıcı bir bakım, etkisini kısa sürede göreceksiniz.
makyaj yaparken bayılıyorum video çekermiş gibi aynaya karşı ürün tanıtmaya ve bazen abartıp ingilizce yapıyorum aşırı sarıyor 😂😂